Geçen sayımızı çevre ve iklim değişimine ayırmıştık; nazik bir şekilde siyasi erki, STK’ları, halkımızı uyarmıştık. Varlığımızın kaynağı olan hava, toprak ve suyu yitiriyoruz demiştik. Bu çağrıyı yaparken, doğaya karşı tam bir Vandalizm örneği sergileyen küreselleşmecilerin ve onların ülkemizdeki egemen yanlılarınca umursanmayacağını biliyorduk. Ancak vicdanımız her şeye rağmen doğanın çığlığını duyurmamız gerektiğini söylüyordu. Biz de bu görevimizi yerine getirdik.

Ancak geç kaldık. Ne yazık ki doğa artık dayanamadı. Seller Doğu Karadeniz’i vurdu. İklim değişimi sebebiyle yağış alamayan Akdeniz ve Ege Bölgesi de kuraklığın bedelini yangınlarla ödedi. Elbette bu yangınlarda insan kaynaklı ihmaller, hırslar da etkili oldu.

Tüm bu yaşananlar, ülkemizde başta çevre olmak üzere hemen her alanda kurumsal yapının değişmesi gerektiğini bir kere daha gösterdi. Kurumsal yapıyla yasalar, kurallar, gelenekler, görenekler ve alışkanlıkları kast etmekteyiz. Bu değişimin başını da ülkede uygulanan iktisat, eğitim, çevre, sağlık (vb.) politikalarına karşı yirmi yıldır adeta “Stockholm Sendromu” içine düşmüş halkımız çekmek durumda. Bakalım bunu başarabilecek mi? Acele etmesi gerektiğini de söyleyelim.

İTD’nin bu sayısı, salgın sonrası etkinleşmeye başlayan yeni çalışma biçimleri ağırlıklı makalelerden oluşuyor. Destek veren tüm akademisyenlere teşekkür ediyoruz. Bu sayımızda Fark Yaratanlar köşemizin konuğu, Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Tuncer Tercan oldu. Kendisi dergimizin yönetim merkezine kadar geldi, söyleşiyi yüz yüze yaptık. Sosyal Bilimciler Konuşuyor köşemizin konuğu ise sevgili Serdar Sayan oldu. İki söyleşi de oldukça keyifli ve ufuk açıcı.

Dergimizin sürekli yazarlarından Ercan Eren ve Hüseyin Özel bu sayımıza yine geniş kapsamlı makaleleriyle destek verdiler. Kendilerine teşekkür ederiz. Devrim Dumludağ da Eudaimonia köşesiyle sürekli yazarlarımız arasına katıldı, Devrim Hoca’ya hoş geldiniz diyoruz.

Birkaç sayıdır bu köşede bağımsız yayıncılık üzerine vurgular yaptık. Geçen ay basın üzerine yapılan tartışmalara bakıldığında İTD olarak ne kadar doğru yolda olduğumuzu bir kere daha gördük. Bağımsız basın çalışanı, yayıncısı olmak zordur, biz bunların tümünü yaşıyoruz. Bu zorlu yolda güvencemiz, siz değerli okurlar ve bize destek veren akademisyenlerdir.

Çağrımızı yineleyelim: İTD’ye abone olunuz, sevdiklerinizi abone yapınız, yayınlarımızı web sayfamızdan satın alınız. Vereceğiniz bu destek ayakta kalmamız için çok önemli.

Sağlıkla, sevgiyle ve okuyarak kalın.