Merkez bankaları ve izledikleri para politikası, her daim ekonomi dünyası açısından önemlidir. Ancak bu önem, 2008 Krizi sonrası daha da arttı. Çünkü gelişmiş ülkelerin merkez bankaları adeta “helikopterden para” attılar, böylece genişlemeci para politikasıyla kriz atlatılmaya çalışıldı. 

Yaşamakta olduğumuz salgın parasal genişlemeyi daha da artırdı. 2020 yılının başında Fed’in bilanço büyüklüğü 4,2 trilyon dolar iken, 2021’in başından bu büyüklük 7,1 trilyon dolara kadar çıktı. Avrupa Merkez Bankası da bu süreçte ekonomiye yine parasal genişlemeyle müdahale etti. Merkez bankalarının izlediği bu tutum para piyasalarında yeni açılımlara da neden oldu. Merkez bankalarının fiyat istikrarının yanında istihdam, büyüme ve çevreyi de gözetmesi gerektiği yönünde görüşler artmaya başladı. 

Bu arada dünya 2009’da Bitcoin’le tanıştı. Hemen ardından da yeni kripto paralar türedi. Kripto paralar artan sayıları ve hacimleriyle adeta merkez bankalarına meydan okumaktalar. Merkez bankalarının bu paralara tepkisi, 2020 yılından itibaren artmaya başladı. En son İngiltere Merkez Bankası (BOE) Başkanı A. Bailey, bu varlıkların gerçek değerinin olmadığını söyledi ve şu saptamayı yaptı: 

“Bu, insanların kripto paralara değer vermediği anlamına gelmez, çünkü geçici bir değerleri var. Ancak gerçek anlamda bir değerleri söz konusu değil. Bunu tekrar açıkça söyleyeceğim. Sadece ve sadece tüm paranızı kaybetmeye hazırlıklıysanız, kripto paralara yatırım yapın.” 

TCMB, 2001 Krizi sonrası elde ettiği bağımsızlığı 2011 yılına kadar korudu. Bu sayede de enflasyon hedeflemesine geçti, enflasyon oranı tek haneye geriledi, TL’den altı sıfır atıldı. TCMB, 2011 sonrası tartışılır hale getirildi; 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası faiz oranı-enflasyon ilişkisi üzerinden TCMB’nin bağımsızlığı daha çok sorgulanmaya başladı. 2017 yılındaki Anayasa değişikliği ve sonrasındaki uygulamalarla TCMB yasal, amaç ve araç bağım˝ˇsızlığını büyük ölçüde yitirdi. Son beş yılda, beş başkan değiştirdi. 

İTD bu sayısında merkez bankalarının ekonomilerdeki değişen rolünü mercek altına aldı. Özel bir dosya oldu, makaleler sanırım öğrenciler ve araştırmacılar kadar, karar verici konumunda olanlara da (eğer okurlarsa) yarar sağlayacaktır. Dosyayı hazırlarken Eski TCMB Başkanı Durmuş Yılmaz’la konuyu tartışalım istedik. Sağ olsun kabul ettiler, kendisiyle dünya ve Türkiye’de merkez bankalarının izledikleri para politikasını masaya yatırdık. Okuduğunuzda sizin de memnun kalacağınızı sanıyorum. Bu özel sayıya makaleleriyle destek veren ve her daim yanımızda olan tüm akademisyen dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Bir teşekkür de sevgili Ayça Tekin Koru’ya, çünkü bayram öncesi sıkışık zaman dilimine rağmen Sosyal Bilimciler Konuşuyor köşemizin konuğu oldu. 

Değerli okurlar, bu arada İTD YouTube kanalında “Arayış” isimli programı Asaf Savaş Akat’la yapmaya devam ediyoruz. Şimdiye kadar 10 değerli akademisyen konuğumuz oldu. Eğer TV’lerde aynı kişileri izlemekten bıktıysanız, sizi de bekleriz. 

Sağlıkla, sevgiyle ve okuyarak kalın.