Salgının etkisi azalmaya başlayınca kronik sorunlar tekrar ülkelerin gündemine oturmaya başladı. Benim Batı Yakası dediğim Avrupa, ABD, Kanada, Japonya ve Avustralya’da makroekonomik göstergeler olumlu bir seyre girdi diyebiliriz. Bu tabloyu bozan en önemli olgular, iklim değişikliği ve enerji kaynaklı.

Büyümenin pozitife dönmesine karşın %19,5’e ulaşan enflasyon oranı ve %12’lik işsizlik oranıyla Türkiye, sorunlu olan ülkelerin başında gelmekte. Halk belki bu kadarına razı gelecek ancak ülkede artık nasıl çözüleceği pek belli olmayan göç sorunun yarattığı iktisadi ve sosyal yara gittikçe ağırlaşmakta. Hiçbir planlama yapılmadan “kardeş ülke” felsefesiyle kapıyı bile çalmadan adeta içeri dalan mülteci sayısı 5 milyonu buldu. Bu sayı da açıkçası güvenilir olmaktan çıktı. Ülkeyi yöneten siyasi erkin temsilcileri bile her gün yeni bir rakam ifade etmekte. Bu kaotik durumu, Afganistan’da yönetimin radikal İslamcı Taliban’ın eline geçmesi sebebiyle Türkiye’ye yönelen Afganların daha da karmaşık hale getireceği açık. AKP’nin izlediği dış politika nedeniyle Türkiye, dünyada en fazla mültecinin barındığı ülke konumuna geldi.

İnsani nedenlerle gelen mültecilere hoşgörüyle bakmamak mümkün değil. Ancak Türkiye, mülteci akımını karşılaşacak ne ekonomik, ne de sosyal altyapıya sahip olmadığı için 10 yılın sonunda tıkandı. Nihayetinde, bu sorunu ülkeye yıkan siyasi erk de “artık bu mülteci yükünü kaldıramıyoruz” itirafında bulundu.

Türkiye, yakın bir dönemde Afganlı mülteci akımının yanında küresel iklim değişikliği kaynaklı yeni göç dalgasıyla karşı karşıya kalacak. Bu yeni dalgaya karşı yapılacaklar elbette var. Ancak bu Türkiye’nin boyunu aşmakta. Sorun ancak diğer ülkelerle birlikte ortak politika üreterek çözülebilir, Türkiye’nin bu yönde zayıf bir çabası olsa da, bu çabaya destek olan ülke sayısı henüz yok gibi. Yani Türkiye adeta göç sorunuyla baş başa kaldı.

İTD’nin bu sayısında göç sorununu ayrıntılı olarak ele aldık. Destek veren tüm akademisyenlere teşekkür ediyoruz. Bununla yetinmedik, farklı konularla ilgili makaleleri de bu sayımızda okuyabileceksiniz.

İTD, bu sayısıyla 11. yaşını da doldurdu. Bugüne kadar destek veren tüm akademisyenlere, araştırmacılara ne kadar teşekkür etsek az. Sizlerle birlikte zor koşullarda kesintisiz düzenli yayımladığımız İTD, artık alanında ilk sırada yer almakta. Bu da hepimizi için en güzel ödüldür diye düşünüyorum.

Sağlıkla, sevgiyle ve okuyarak kalın.